Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
ALİAĞA - ALİAĞA ADI NEREDEN GELİYOR ? - Aliağa Kuzey Tayfa Basketbol
   
 ALİAĞA ADI NEREDEN GELİYOR ?

ALİAĞA ADI NEREDEN GELİYOR ?
 Yazı Boyutu

 Tarih : 23.11.2008 - 21:43:20


Aliağanın Tarihçesi...

 

ALİAĞA ADI NEREDEN GELİYOR ?

    
Adını Ali Ağa adındaki bir kişinin çiftliğinden alan Aliağa'nın kuruluşunun 4. Murat dönemine kadar uzandığı bilinmektedir. 4. Murat Bağdat'tan zafer alayı ile dönerken Bağdat Savaşı'nda Osmanlı Ordusu’na yardımı dokunanları beraberinde getirir. Onlara Batıda geniş topraklar bağışlar. Bu bağışlar sırasında bu bölgeyi Arapoğullarından Abdül Kerim Ağaya bağışlatmışlar. Abdül Kerim Ağa ölünce toprakları dört oğlu arasında paylaşılmıştır. Abdül Kerim Ağanın oğullarından Kuzu Beyi ile Kerim Ağa, Kuzubeyli taraflarına, Çelebi bey ile Ali Ağa da buraya yerleşmiştir.

Ali Ağa’nın soyu; Arapoğullarından Abdül Kerim Ağa, Çelebi Ağa, Ali Ağa, kerim Ağa, kuzu Bey, Hüseyin Ağa (Hasan Ağa soydan kalan tek kişidir.) Soyları Bergama, Bölcek Köyü, Turanlı Alibey ve Çandarlı gibi yerlere dağıtılmıştır.

Bir söylenceye göre; çiftliğin sahibi Ali Ağa, her ne sebepten bilinmiyor, bir suç işler. İstanbul da ölüme mahkum edilir. Avusturalyalı Baltacı Edwars (sonradan Müsliman oldu ve Kenan adını almıştır) tarafından bu cezadan kurtulur. Ali Ağa bu can bağışının altında kalmaz ve adını değiştirmemek koşulu ile çiftliğini Edwars'a bırakır. Edwars buraya buraya üç katlı bir malikane yaptırır. Aliağa'nın ilk yapısı budur. 

1922 yılında kıyıyı top ateşine tutan İngilizler tarafından bu binanın üçüncü katı yıkılır. 1933 yılında İzmir Valisi kazım Dirik tarafından bu malikhane ilkokul haline getirilmiştir. 1972'de yapı yıkılarak yerine Atatürk ilkokulu yapılmıştır.

BERGAMA KRALLIĞI DÖNEMİ

     Üçüncü Attalos kral olduktan bir süre sonra Bihynia Kralının saldırısına uğrar ve Roma' nın yardımıyla bu saldırıya karşı zafer kazanır. Elaia kenti bu zafer nedeni ile krala büyük sevgi gösterilerinde bulunur ve ona altın bir çelenk verir. İki metreyi aşan ve ele geçen silahların üzerine basan kralın heykeli sağlık tanrısı ile birlikte bulunması için Asklepion'a dikilir.

     Attalos'un Elaia'ya geldiği gün bayram sayılır ve o gün tüm tapınaklar açılarak krala; sağlık, mutluluk ve zafer sağlaması için tanrılarına dua edilir. Rahipler, rahibeler, memurlar ve gençlerden oluşan bir grup ile Zeus Soter'in tapınağında kurban törenleri yapılır.

AİOLYA

     Edremit Körfezinden, İzmir Körfezine uzanan ve Aioller tarafından yerleşim alanı olarak kullanılan Anadolu'nun bir bölgesidir. Troas, Misya ve Lidya'nın bir kısmı ile Midilli (Lesbos) ve Bozcaada (Tenedos) içine girer. Bölgenin güney kentleri Geniz ile Bakırçay ırmaklarının ağızlarına kurulmuştur. İzmir Ydenici Yüzyıldan sonra İyonya kenti olmuştur. Heredotos Aiolya'nın ünlü 12 kentini şöyle sıralıyor. Kyme, Larissa, Neon, Tikhos, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigaeai, Myrina ve Grynea. Tarihçi, Aiolya'nın topraklarının daha verimli olduğunu, ancak iklimin o kadar iyi olmadığını belirttir.

BİZANS DÖNEMİ

     Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldığında, Bizans'ın payına; Balkan yarımadası, Anadolu, Suriye, Mısır ve Doğu Akdeniz adaları düşmüştü. 476 yılında da Batı Roma İmparatorluğu yıkılınca Roma İmparatorluğunun devamı Bizans yüklenmiş oldu. 

     Bizans elindeki ülkeyi iki genel valilik ve 64 eyalete ayırarak yönetiyordu. Yöremiz bu dönemde, Ephesas Başpiskoposluğuna bağlıdır ve Monofizitler mezhebi güçlü ve etkilidir. 

     Bizanslılar Roma Devleti'nden birleşik ve iyi idare edilmiş yönetim mirası devralmışlardı. Anadolu'nun önemini kavramışlar, düzenli yol şebekeleri ve yeni kentler kurmuşlardır. Ege Denizi'nden başlayan yollar içerilere kadar uzanıyordu. 

     Bizans Asya'sının önemli kentleri şunlardır: Pergamos, Elaia, Pitane, Tianai, Perperine. Bu kentler Aikos vadisinin kentleridir. 

     İslam orduları 651'de Küçük Asya'ya akınlar yapıyordu. Bu sırada Ermenistan'ı ele geçirdiler. Arap donanması 649'da Kıbrıs'ı aldı ve 654' de Rodos adasını yağmaladı. Arap Donanamsı Muğla açıklarında Bizans donanmasına da yenildi. 715 yılının sonbaharında, Emevi Halifesi Süleyman zamanında da Batı Anadolu Arap saldırısına uğramıştır ve Arap orduları yöremize kadar gelmişlerdir. 716 yılında Mesleme Bin Abdelmelik komutasındaki 120.000 kişilik Arap ordusu yöremize konaklanmıştır. 

     Üçüncü Leon döneminde (717-741) Araplar ile yapılan anlaşma sonunda İzmir- Bergama arası Arap'ların yönetimine geçmiştir. (717-718) yıllarındaki Arapların İstanbul kuşatması başarılı olmayınca Araplar Anadolu'nun önemli yerlerinden geriye püskürtüldü. Sınırlar Toroslara değin ulaştı. 961 yıkında nikephor Phokas, Girit'i alıp Arap tehlikesini söndürdü. Ermenistan ve Gürcistan'a dek Bizans egemenliği yayıldı. 

     Dokuzuncu, onuncu yüzyıllarda Bizans halkı kesinkes ikiye ayrılınca Anadolu'da derebeyi başkaldırmaları baş gösterdi. Sonunda bir derebeyi ailesi olan komnenler yönetimi ele geçirdi. (1021- 1081) 

     Komnenler soyu ile Anadolu'da Türk etkisi görülmeye başladı ve 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu hızla Türkleşmeye başladı.

Charles Mac Farlane'nin yöremize yaptığı gezi: 
     1828 İlkbaharında, İzmir'den Bergama'ya gelen İngiliz bilgini, bu gezisini, İzmir Voyvodası Hacı Hüseyin Ağanın izniyle gerçekleşmiştir. 

     “İzmir'den deniz yoluyla Karşıyaka'ya geçildi. Osmanzade İskelesinden haftada bir Bergama'ya giden kervanın kiralık hayvanlarıyla yola çıkıldı. İki saat sonra Menemen'e gelindi. Menemen dağınık evleri ile bir köye benziyordu. 

     Tepenin üstünde bulunan yel değirmenlerinden birçoğunun harap olduğu görülüyordu. Oysa daha önce buradan geçmiş olan gezginler, Menemen'in bayındır, oldukça şirin bir kasaba olduğunu yazmışlardı. Bunun bu sırada patlak veren Yunan ayaklanma-sından ileri geldiği söylenebilir. Menemen'den bir saat sonra, Gediz Çayı üç köşeli bir kayıkla geçildi. İnsan ve hayvanların bir arada geçişleri korkulu olduğu kadar eğlenceliydi. Yolun bozuk ve bir çok yerlerinin patikadan ibaret oluşu hayvanların yol almasını güçleştiriyordu. Mene-men'den sekiz saat sonra, Güzelhisar Köyüne varılmıştı. Burada bulunan harap ve pis bir kahvehaneye inildi. Burası kervanın durak yeriydi. Kahvehanede bulunan korkunç kılıklı zeybeklerin hiç de kaba davran-madıkları görülüyordu. 

     Sabah erkenden buradan ayrılan kervan, iki saat süren tatlı bir vadiyi geçerek deniz kıyısına inmiş, beş saat sonra da Bakırçay ahşap köprüsünden geçilmiştir. Yollarda zamanın yere serdiği birçok antika esere rastlanıyordu. Bunlar bu bölgenin kültür ve uygarlık tarihinde çok görkemli rol oynadığını kanıtlıyordu. Yol boyunca, küçüklü büyüklü birçok İslam mezarlıkları vardı. Bunlar bu yerlerde yaşayan Türklerin nüfus sayısının çokluğunu anlatıyordu. Yollarda ve köylerde birçok leylekler görüldü. 

     Bunlar Türkler tarafından öldürülmediği ve çevre bataklık olduğundan kolayca barına-biliyordu. Damların çoğunda bekçi bulunuyordu. Bunların daha çok korsanlara karşı görev yaptıkları anlaşılıyordu. Çünkü bundan beş yıl önce adalardan Yunanlılar Çandarlı'yı basmışlardı. 

İLÇENİN KONUMU

İzmir?in kuzeydeki bir ilçesi olan Aliağa, Ege Denizi'nin kıyısında yer alır. İlçe; Güney Doğusunda Dumanlı Dağı ve Kuzey Doğusuna düşen Yunt Dağı ile çevrelenmiş olup; Batısında Ege Denizi bulunmaktadır.  

İlçe, 38 Derece 56 Kuzey, 37 Derece güney enlemleri ile 26 derece 53 Dakika Batı, 27 Derece 10 Dakika Doğu boylamları arasında yer alır.

Aliağa, uygulanan İmar Planları ve konut politikalarından dolayı, önceleri Kuzey/ Güney yönünde genişlerken, son yıllarda Doğu yönünde genişlemeye başlamış; yeni konut alanları bu yönde konuşlanmaktadır. Aliağa'nın yüzölçümü 393 km2'dir. 

İzmirin Sanayi ilçesi Aliağa; Doğusunda Manisa, Kuzeyinde Bergama, Güneyinde Menemen, Güney batısında Foça'ya komşudur . İzmir- Çanakkale karayolu kentin içinden geçmekte ve çift gidiş-gelişe sahip olan bu karayolu ile ilçeden İzmir'e 45 dakikada ulaşılmaktadır. 

Aliağa- İzmir arasındaki Demiryolu hattında da iyileştirme çalışmaları devam etmektedir. Çift gidiş geliş hat çalışmaları devam eden tren yolu ve hızlı tren projesinin hizmete girmesiyle, demiryolu ulaşımı karayoluna önemli bir alternatif olacaktır. Aliağa'nın tüm köyleri ile ulaşımı sağlanmış olup; bu köylerin tümünün yolu asfalttır.

İKLİMİ

İlçeye ılıman Akdeniz iklimi hâkimdir. Kışlar genellikle yağmurlu geçerken, yaz mevsimleri kuraktır. Kışın kuzey rüzgârları hâkimdir. Yazın ise batıdan esen İmbat ilçeye serinlik getirir. Yazları ortalama sıcaklık 24-27 derece arasındadır. Gündüzleri bu sıcaklığın 35 C' geçtiği görülmektedir. Kış aylarının sıcaklık ortalaması 7 C' dir. Aliağa?da en soğuk ay Ocak'dır.

AKARSULAR

Güzelhisar Çayı: İlçe sınırları içinde akan tek çaydır. Yunt dağlarından doğar ve yaz- kış kurumadan akmaktadır. Çevresindeki ovalarda yetişen ürünleri sulamada yararlanılır ve üzerinde Güzelhisar Barajı bulunmaktadır. En yüksek debisi; 5.70 m3/ sn, ortalama debisi; 3.71 m3/ sn olarak ölçülmüştür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Aliağa, Tipik Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Yüzyıllardır aşırı otlatma, yangın ve tarla açma nedeni ile ormanlar hemen hemen yok denecek kadar azdır. Ormanların yerini; ardıç, pırnal, sakız, akca kesme, Katır tırnağı, tesbih gibi maki türü bitkiler almıştır. Yalnız Bozköy yakınlarında 9500 dönüm kızılçam ormanlığı vardır. Samurlu ve Güzelhisar köyleri arasında ki kızılçam ormanı oluşum halindedir. 

Çeşitli kurumların çabalarıyla düzenlenen Ağaçlandırma kampanyalarıyla ilçenin çeşitli yerlerinde yeni orman alanları oluşturulmaya çalışılmaktadır. İlçe genel olarak yaz ve kış yemyeşildir. Aliağa?nın arazi niteliği kısmen düzlük, kısmen de dağlık bir karaktere sahiptir.  

DAĞLAR - OVALAR

Dağ sıraları birbirine koşut ve kıyıya dik bir takım çöküntü çukurları arasında kalmış horst bölgeleri vardır. Bakırçay Ovası'nın daha güneyinde bulunan Yunt dağları Aliağa?nın kuzeyine dayanır. Güneyinde ise yüksekliği 1098 metreyi bulan Dumanlı dağı bulunmaktadır. Bunların dışında Karahasan Dağı (423), Dedetaşı Dağı (341), Ardış Tepe (334), Akademik Dağı (497), Halkalı Tepe (789), Sıyırdım Dağı (610) ve Karagöl Tepe gibi dağ ve tepeler de vardır. Gediz Nehri'nin kuzeyinde birinci derece tarım bölgesi olan Helvacı Ovası vardır. Güzelhisar çayı ovası tarım yapılan ikinci verimli alandır.

ALİAĞA'NIN DEMOGRAFİK (NÜFUS) ÖZELLİKLERİ
1960'da 2860 kişilik bir nüfusa sahip küçük bir bucak olan Aliağa, Petro- Kimya sektörünün ağırlıkta olduğu sanayinin kurulmasıyla birlikte hızla gelişerek, Ege?nin nüfus çeken bir sanayi merkezi olmuştur.

Hızlı sanayileşme; hızlı kentleşme, dış göç alma ve nüfusun yoğunlaşmasına neden olmuştur. 2000 yılında yapılan Genel Nüfus Sayımı verilerine göre ilçenin merkez nüfusu 37.461'dir. 2000 Sayımına göre, Aliağa?nın nüfusu 37 bin 461?dir. Buna göre 1960 ile 2000 yılları arasındaki 40 yıl içinde Aliağa?nın nüfusu % 1350 oranında artış göstermiştir. 

Aliağa'da gece ve gündüz nüfusu arasında büyük farklılık mevcuttur. İlçe Merkezi nüfusu 37.461 olmasına karşın, gündüz nüfusunun 60 binin üzerinde olduğu bilinmektedir.

Aliağa'nın bir sanayi merkezi olması, İzmir, Manisa veya Aliağa köylerinde ikamet eden ancak Aliağa'da çalışan ?işgücü tipi?ni yaratmıştır. Aliağa'nın nüfus yapısı, heterojen bir nitelik arz etmektedir. Dış göç sonucu, Türkiye'nin her yerinden insanlar Aliağa'ya gelmiştir. Tüm sanayi merkezlerinde görülen hareketli ve heterojen nüfus yapısına Aliağa'da da rastlanmaktadır


  Editör :  Burak BİLGİÇ

707 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 24 Puan Verildi
 Kaynak :  aliaga.pol.tr

 Kategori ¬ ALİAĞA

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 


Detaylar
 Duyuru
  Karşıyakaya Gidiyoruz.  

  Seninde @kuzeytayfa.org uzantılı mailin olsun.  

 
 Köşe Yazıları

Mert Karahan

Mert Karahan ¬
Aliağa Petkim - Fenerbahçe Ülker

Oğuz Kayar

Oğuz Kayar ¬
Yazı Eklenmemiş
 
 
 

 
 

 Reklam






 Anket



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- Aliağa Kuzey Tayfa Basketbol - Tüm Hakları Saklıdır. 

Tasarım:

 BilgicNet Bilgic İnternet Hizmetleri

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.